İçeriğe atla
Adana Medya
Ekonomi

AKare İletişim Yönetimi yapay zekanın sektörel etkilerini ve ajansların dönüşen rolünü değerlendirdi

Hizmetlerini iletişim yönetimi yaklaşımıyla tanımlayan AKare, yapay zekanın gelişimiyle birlikte ajansların asıl ürününün içerik miktarından karar kalitesine evrildiğini bildirdi.

5 dakika okuma süresi

AKare İletişim Yönetimi yapay zekanın sektörel etkilerini ve ajansların dönüşen rolünü değerlendirdi

İletişim sektöründe uzun yıllardır faaliyet gösteren ve hizmetlerini salt PR, sosyal medya veya prodüksiyon toplamı yerine bütüncül bir yönetim anlayışıyla ele alan AKare İletişim Yönetimi, yapay zekanın sektörel dengeleri temelden sarstığı yeni döneme ilişkin değerlendirmelerini paylaştı.

Birkaç yıl öncesine kadar bir ajansın piyasadaki en belirgin rekabet avantajı üretim kabiliyeti üzerinden şekilleniyordu. Metin hazırlamak, görsel tasarlamak, video çekip kurgulamak, kampanya alternatifleri geliştirmek, pazar araştırması yapmak, rapor sunmak ve tüm bu çıktıları belirli bir hız çıtasında müşteriye iletmek başlı başına bir değer kabul ediliyordu. Ancak günümüzde bu unsurların çok önemli bir kısmı herkes için erişilebilir hale geldi. Artık herhangi bir marka dakikalar içinde onlarca metin varyasyonu üretebiliyor, yeni görseller tasarlayabiliyor, videolar hazırlayabiliyor, elindeki verileri saniyeler içinde analiz ettirebiliyor ve tek bir kampanya hedefi için yüzlerce alternatif başlık türetebiliyor. Bu tablo üretimin bizzat kendisinin demokratikleştiği bir döneme işaret ediyor.

Gelişmeler doğrultusunda ajansların yarattığı değerin salt üretim kapasitesinden sıyrılarak neyin üretilmesi gerektiğine karar verme becerisine kaydığı görülüyor. Yaşanan bu yapısal dönüşüm, ajansların sunduğu asıl çıktının içerik değil karar kalitesi olacağını ortaya koyuyor. Yapay zekanın sağladığı sonsuz seçenek havuzu her koşulda doğru karara ulaşmayı garantilemiyor. Bir marka adına 100 farklı slogan oluşturmak teknik açıdan kolaylaşırken, asıl zorluk bu seçenekler arasından markanın karakterine, hedef kitlesine, kültürel dinamiklere, mevcut rekabete ve uzun vadeli kurumsal itibara tam uyum sağlayan alternatifi tespit edebilmekte yatıyor.

Sonsuz seçenek havuzunda doğru kararı verebilmek

Masa başında 10 ayrı kampanya fikri geliştirmek mümkün olsa da hangi fikrin asla hayata geçirilmemesi gerektiğini söylemek uzmanlık istiyor. Benzer biçimde kurumsal bir açıklama saniyeler içinde kaleme alınabilir ancak markanın o açıklamayı kamuoyuyla gerçekten paylaşıp paylaşmaması gerektiğine karar verilmesi gerekiyor. Bir şirket yöneticisinin sosyal medya paylaşımları algoritmalara yazdırılabilirken, söz konusu yöneticinin hangi başlıkta söz alıp hangisinde sessiz kalacağını, hangi tartışmadan tamamen uzak durması gerektiğini belirlemek derin bir muhakeme gerektiriyor. İletişim yönetiminin sunduğu esas kazanım yalnızca ne söyleneceğini bulmak değil, kimi zaman belirli bir konunun hiç dile getirilmemesi gerektiğini savunabilmektir.

Teknolojinin iletişim dünyasına taşıdığı en belirgin çelişki kötü işlerin ortaya çıkması değil, birbirine benzeyen ortalama işlerin yaygınlaşmasıdır. Dijital platformlarda teknik kalitesi yüksek fakat özgünlüğü zayıf içeriklerle her geçen gün daha sık karşılaşılıyor. Benzer cümleler, birbirini andıran başlıklar, standart görseller, aynı tondaki videolar ve tekdüze samimi marka anlatımları ekranları kaplıyor. Her adım teknik olarak doğru kurgulansa bile hafızalarda kalıcı bir iz bırakmayabiliyor. Yapay zeka vasat üretimi azaltırken, yeterince iyi görünen yeknesak işlerin hacmini ciddi ölçüde artırıyor. Gelecek dönemde markaların karşılaşacağı en büyük sorun görünürlük eksikliği değil, rakipleriyle aynılaşmak olacaktır.

Kültürel kodları okumak, mizahı yerinde kullanmak, doğru zamanlamayı sezmek, kitlelerin reaksiyonlarını öngörmek, risk alma ya da geri çekilme anlarını doğru tayin etmek ve markaya kendine has bir karakter kazandırmak sadece üretim araçlarıyla çözülemez. Bütün bunlar insan muhakemesine dayanır.

Problem çözücülükten problem tanımlayıcılığına geçiş

Ajans ve müşteri arasındaki klasik brief mekanizması da bu değişimden doğrudan etkileniyor. Geleneksel sistemde marka problemi tanımlayıp ajansa aktarır, ajans ise bu doğrultuda çözümler üretirdi. Oysa markanın belirlediği ilk teşhis her zaman doğru soruna işaret etmeyebilir. Şirketlerin karşılaştığı durumlar şu şekildedir:

  • Marka TikTok mecrasında daha aktif içerik üretmek isteyebilir ancak asıl problem kitleyle kurulan güven bağının zayıflaması olabilir.
  • Basında daha fazla yer alma talebi iletilebilir fakat öncelikli ihtiyaç lider iletişiminin yeniden ele alınmasıdır.
  • İnternet sitesinin yenilenmesi talep edilebilir oysa temel aksaklık konumlandırmadaki belirsizlikten kaynaklanmaktadır.

Yeni nesil ajanslar önlerine gelen talebi doğrudan işleme alan uygulayıcılar olmak yerine, problemin doğru kurgulanıp kurgulanmadığını denetleyen stratejik ortaklar ve birer karar mimarı olarak konumlanıyor. AKare İletişim Yönetimi, isminde iletişim yönetimi vurgusuna yer verirken markanın duruşunu çok katmanlı bir yapıda değerlendiriyor. Bir kurumun paydaş haritasında şu aktörler yer almaktadır:

  • Medya
  • Çalışanlar
  • Yatırımcılar
  • İş ortakları
  • Kamuoyu
  • Sektörel paydaşlar
  • Düzenleyici kurumlar
  • Dijital topluluklar
  • Algoritmalar, yapay zekâ sistemleri ve yeni dijital arayüzler

Tüm bu ekosistemin yönetilmesi ajansı salt danışman kimliğinden çıkarıp iletişimin yönetmeni pozisyonuna taşıyor. Üretim süreçleri basitleştikçe yönetim basamağı çok daha karmaşık hale geliyor.

Yeni ajans yapılanması ve güven odaklı iletişim

Geçmişte ajans büyüklüğü kadrodaki kişi sayısıyla ölçülürken, günümüzde daha yalın fakat kıdemli, disiplinler arası çalışan ekipler değer kazanıyor. Bir çalışma masasında stratejist, PR uzmanı, kreatif, performans yöneticisi, veri analisti, yazılımcı ve yapay zeka araçları eş zamanlı çalışabiliyor. Bu tablo istihdamın azalması anlamına gelmiyor, operasyonel iş gücünün yerini stratejik düşünceye bırakmasını simgeliyor. Bu noktada genç yeteneklerin nasıl yetişeceği sorusu kritik bir önem taşıyor. Sektöre yeni adım atan bir profesyonel sadece iş üreterek değil, araştırarak, hata yaparak ve krizleri deneyimleyerek gelişir. Bu öğrenme döngüsünün kesintiye uğramaması adına yapay zekanın yetenek gelişimini besleyecek biçimde ele alınması şarttır.

Aynı dönüşüm ajansların gelir modellerini de kapsıyor. Eskiden sekiz saat alan bir iş iki saatte tamamlanabiliyorsa harcanan zamanın hesabı sorgulanmaya başlar. Oysa müşterinin satın aldığı unsur saatler değil, biriken tecrübe, doğru karar, risk idaresi ve yaratıcı fikirdir. Dolayısıyla salt adam/saat üzerinden fiyatlandırma geride kalırken, PR ve itibar gibi değerlerin tek bir performans metriğine sıkıştırılamayacağı hibrit ticari modeller önem kazanacaktır.

İçerik üretiminin kontrolsüz biçimde hızlanması, deepfake, manipüle edilmiş video ve sentetik görseller gibi tehditleri artırarak güven unsurunu her zamankinden daha pahalı hale getiriyor. Markaların sadece seslerini duyurması yetmiyor, aynı zamanda samimi ve gerçek olduklarına inanılması gerekiyor. Geleceğin başarılı ajansları daha çok içerik çıkaranlar değil, sınırsız teknolojik alternatif arasından kurumuna en doğru istikameti çizen, strateji, muhakeme, kültürel öngörü ve yaratıcılıkla anlam üreten yapılar arasından çıkacaktır.

Gündemde

  1. Platform ağındaki 67 ilde yer alan haber mecralarında bültenler anında yer buluyor
  2. Vergi Yapılandırması Artık Bir Tercih Değil, Ekonomik Bir İhtiyaç
  3. Eyüpsultan ve çevresindeki gelişmeler New Göktürk’te
  4. İzmir Açıklarında 18 Düzensiz Göçmen Yakalandı

Bunlar da İlginizi Çekebilir

Haber Akışı